Çanakkale – Karabiga’da doğdu. Başta Rabbinin kelamına inanır. Peygamberine inanır, Velilere. Sonra kitaplara. Üsküdar’dan çıkınca İstanbul’un bittiğine inanır. Çocukluğunda karga kovalamamıştır, ama buğday tarlalarına inanır, çiftçilere, Sezai Karakoç’a, madencilere, müezzinlere, abdest alan çocuklara. Her dizinin ağlanacak yerini bilen kadınlara. Bim poşeti taşıyanlara, babalara, Kadir İnanır’ın otuz yıl öncesine inanır. Türkan Şoray’ın Asya olduğu yıllara.
Odun ateşinde pişmiş ekmeği ve çayı, börülce ve barbunyayı, bir miktar tütünü, kaynak sularını, ayranı, kayısı suyunu sever.
Bazen bir parka gidip ağaçların etrafındaki toprağa ellerini değdirdiği görülmüştür. Toprağa inanır, betonu sevmez. AVM’leri sevmez. Başkaları zorla götürür. Bakkallara gider. Beş dakkada Beşiktaş’a gitmeyi sever. Beşiktaş’ı semt takımı olduğu için sever. Sözde Galatasaraylıdır. İzlediği son maçın üzerinden beş sene geçmiştir. 1 Mayıs eylemine katılıp, o gün Sezai Karakoç’a gittiği söylenmektedir.
Halen;
Genç Dergisi Yazı İşleri’nde çalışıyor.
Okuyor, yazıyor, dinliyor…
Hem eski, hem kullanılabilir daktilo arıyor.
Dünya’daki zulümleri, insanların dünya serüvenlerini yazmayı sürdürecek.
“Rabbin seni terk etmedi.” (Duhâ / 3)
|