
İnsanoğlu geçtiğimiz 10 bin yıl boyunca geçimini tarımdan sağladı. Hayvancılığın da ticaretin de bel kemiği tarımdı. Tarım ürünlerinin yetişmesini sağlayan en önemli unsur ise yağmurdu. Bu yüzden yağmura ayrı bir önem atfedilmiş, kutsal bilinmiştir. Yağmur, tüm dinlerde, inanışlarda kendisine bir şekilde yer edinmiştir. Yağmurun yağdığı dönemlerde ekinler baş vermiş, insanlar refah içinde yaşamışlar. Ama bazı dönemler olmuş ki bir damla yağmur bile yeryüzüne inmemiş, büyük kıtlıklar baş göstermiş. Hz. Yusuf kıssasında da bu durumdan bahsedilmiştir. 7 yıl bolluk, 7 yıl kuraklık şeklinde o dönem anlatılmış. İşte bu kuraklık dönemlerinde her toplum kendi inanışına göre tanrıya dua etmiş, yağmur yağması için adak adamıştır. Kimileri insanları öldürerek kanını tanrısına sunmuş, kimileri en besili hayvanlarını adamış, kimileri en değerli mallarından vazgeçmiş. Kuraklık döneminde ortaya çıkan tüm bu ritüeller asırlarca canlı tutulmuş. Bu inanışlar günümüzde de halen devam etmektedir.
Yağmur için yaklaşık 8 bin yıldır hal böyle iken ilk defa geçtiğimiz yıllarda bu durum değişti. Gelişen bilimsel teknikler kullanılarak, teknolojinin yardımıyla yağmur yağdırabilir miyiz? sorusu gündeme geldi. Bunun üzerine Çinli bilim insanları kollarını sıvadı. Tsinghua Üniversitesi araştırmacılarının 2016 yılında geliştirdikleri Tianhe (Gök Nehri) adı verilen projenin devamı olarak bir yapay yağmur deneyinin temelleri atıldı. Bu proje başarılı olursa yaklaşık 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğündeki devasa bir alana yağış getirilecek. Yağan yağmur sayesinde Çin’in su ihtiyacının yüzde 7’si karşılanacak.
Bulut tohumlaması denilen bu yöntem ile kurulacak yanma odalarında gümüş iyodür parçacıkları oluşturup bunların rüzgarla atmosfere taşınması amaçlanıyor. Bu parçacıkların yağmur ve kar oluşturabilen nem bulutlarını tohumlaması bekleniyor.