|
Kalemin Sahibi Siz Değilsiniz!
Gazete kâğıtlarının üzerindeki dağınık harflerle başlamış Leyla İpekçi’nin yazma yolculuğu. Sonra edebiyatta nefes alır. Ve “Her türlü misilleme hırsından bağımsız olan, katliama, işgale, haksızlığa karşı sergilemezsem, ben niye varım” diye tanımladığı ‘vicdani duruş’ tamlamasıyla köşe yazıları yazar... Yazmasının nedeni, onun “O’ndan aldığım emaneti O’na iade etmek gibi bir muradım var” sözünde gizlidir...
Kitabınızda sorduğunuz bir soru ile başlamak isterim… Siz neyin peşindesiniz? Yazmak ile muradınız nedir?
Kelimelerin ilahi yüzünü görebilmek, okuyabilmek diyeyim bu sefer. Bu soru bana her sorulduğunda farklı yanıtlar veriyorum. Çünkü insan neden yazdığına net ve mutlak bir yanıt veremez. Neden birini sevdiğinize de öyle somut bir gerekçe göseteremezsiniz. Onun gibi tıpkı. Okurla birlikte bir güzelliği yansıtabilmek, paylaşabilmek istiyorum. Yazmak, hayat yolculuğumuzda birbirimize bir...
Sizin için hayat parçalara ayrılabilir mi? Sadece edebiyat, sadece sinema, sadece köşe yazarlığı, sadece gazetecilik şeklinde ayrılabilir mi?
Elbette hayır. Denir ki, bütüne bütünden bakarsanız, bütünü bulursunuz. Bizler modern hayatta her şeyi bölerek tanımlıyoruz. Ayırarak bakıyoruz her şeye ve her ayırdığımız parçayı bütünden kopuk olarak algılıyoruz. Doktor mesela sizin böbreğiniz ağrıdığında vücudunuza ve ruhunuza bir bütün olarak bakmak yerine, diyelim emar çektirmeye yolluyor, o anda siz bir böbrekten ibaretsiniz onun için. Sizin sorduğunuz soruda sözü geçen alanlar ise zaten tek başlarına değil, bir arada sanat duygusunu oluştururlar bizim için. Ama yine de her birinde...
Yazarlığın getirdiği bir “bilirim egosu” vardır, siz nasıl kontrol ediyorsunuz bunu?
Başta dediğim gibi, ne için yazdığınızı, neyin peşinde olduğunuzu asla unutmamanız gerek. Nefsin sınırlı terimleriyle ifade ettiğiniz her cümle, sizin egonuzu besler, besleyebilir. Kalemin sahibi siz değilsiniz, bunu hatırdan çıkarmamak için, mesela dua ederek başlarım ben yazmaya. Yine de bu tuzağa....


Ali Şeriati, Rachel Corrie ve Hrant Dink isimlerine ithaf ettiğiniz bir kitabınız var. Sizdeki karşılıkları nelerdir bu isimlerin?
En huzurlu olduğunuz vakitler hangi anlardır?
“Beş vakit İstanbul” kitabında ikindi vaktini yazdınız. Bunu siz mi tercih ettiniz? Özel bir nedeni var mı?
Tatil olarak tercihiniz araba ile Türkiye’yi dolaşmak… Bunu tercih etmenizin sebebi nedir?
“Aşk”, içi boşaltılan bir kelime hâline geldi, size ne ifade ediyor?
Köşe yazarlığı yaparken, bir olayı değerlendirirken, neyi ölçüt kabul ediyorsunuz? |